24 Ekim 2008 Cuma

Galatasaray 1 - 0 Olympiakos







Harry Kewell'a helal olsun, bu adam yatmaya gelmemiş, biz böyle düşünmek durumundayız ama napalım? Yatmaya gelmemişse iyi. Baros da öyle, Brroo ve tebrikler. Lincoln'de geçen seneye kıyasla nur nimet ama no look pass olayını abartmasın bir zahmet. Bi de kusurabakmasın güzel de yapamıyor. Sola pası atıyor ondan sonra sağa çeviriyor kafayı.

Galatasaray sonuçta kritik bir galibiyet aldı, hem de farkı kaçırarak. Skibbe'nin takımı daha iyi tanımaya başladığını taktik anlamda becerikli hale geldiğini düşünmüyorum. Bu takım bu istekle bu seviyelerde(gruptan çıkar anlamında) kendisini ve hocasını kurtarır. Sonra biraz heyecan gelsin elemeler başlasın.

Ayrıca Hertha ve Benfica'nın berabere kalması da ayrı bir güzel oldu gibi.

23 Ekim 2008 Perşembe

Sergio Busquets - Carles Busquets

Dünkü Barcelonalı genç Sergio Busquets'in ismi tanıdık geldi. 1994'te Galatasaray Barcelona'yı yenerken Arif uyduruk bir vuruşla gol atmıştı ya, işte o kaleci Carles Busquets. Sergio'da onun oğluymuş. Jordi Cryuff vardı ona noldu?

Galatasaray - Olympiakos

Başkan Socratis Kokkalis parayı basketbola harcamayı tercih etti özellikle bu sezon. E tabi Yunan basketboluyle futbolu bir değil. Childress'i getirdiler(ilk maçta 8/9 2sayılıkla 19 sayı, temiz), Lebron James dediler ilerisi için, son olarak Kobe diyorlar 2010 için. Olmayacak iş değil.

Olympiakos da yıldız oyuncunun yaşı biraz geçince kolundan tutup getiren klüptür. Biz bize benzeriz diyoruz ya, işte o hesap. Rivaldo, Kovaçeviç, Karembeu, Giovanni var benim hatırladıklarım. Ama yine sağlam takımları var sanırsam.

Bakalım nolacak? Ne tahmin ne beklenti var bende. Ama maç Yunanistan'da olsaydı şöyle Gate7 görseydik.

David Beckham Milan'a

David Beckham aşağıdaki tabloda tepeye çıkmak için eliden geleni yapıyor. Gözden ırak ve aslında idmansız kalmamak için Milan ile kısa süreli kiralık sözleşme imzalaycakmış.

Aşağıda'da Beckham'ın ilk kez milli olduğu maçtaki fotoğrafı.

Bu da o günkü kadro.

Ayaktakiler: Ince, Beckham, Andy Hinchcliffe, Southgate, Seaman, Gary Pallister
Çömenler: Gascoigne, Pearce, Shearer, Gary Neville, Nick Barmby

Hoca Glenn Hoddle, Barmby, Gascoigne ve Shearer atmış 3-0 kazanmışlar.

3 ay öncesindeki Euro96'ya yetişseymiş +5 maçı olurmuş. Bobby Moore'u geçerde Shilton biraz zor gibi sanki. Ama yine de hırsını takdir etmek lazım.

FC Basel 0 - 5 FC Barcelona: Gecesi zehir oldu adamın



Roger Federer St. Jakob Park'ta maçı izleyebilir dedik, izlediğini gördük yanında Miroslava, boynunda atkı. Sonra fotoğrafını bulalım dedik google'dan yukarıdaki gibi basitçe aratınca karşımıza ilk çıkan bahsi geçen post, ikinci çıkan geçen haftasonu Middlesborough Chelsea maçındaki 0-5'lik sonuca ilişkin yazdığımız post oldu. Tesadüfün böylesi.



Dün Aceto yazmıştı CL'de bile takımlar arasındaki güç dengesi çok açıldı diye. Gerçekten de öyle, CM 3'ün süper kalecisiydi Franco Costanzo, transfer ederdin 15 sene kaleci sorunun olmazdı. Yazık değil mi bu adama? 5'ten sonra panikten iyice saçmaladı ama neyse 5'te bıraktı Barcelona.



Yukarıdaki fotoda güzel olmuş, vicdansız Hleb kanada yönlendirim oradan bir tane daha çakalım der gibiyken suratı şekilden şekile girmiş.



0-5 iken Krkiç karşı karşıya, son adamı dalga geçer gibi çalımladıktan sonra, bir de ayağını topun altına sokup atmaya çalıştı. Bir de utanmadan yaptığı vuruşun sonucunu beklerken köşeye doğru koşup sevinmeye yeltenir gibiydi. (Gerçi sonra "direkten dönecek tamamlamaya gidiyim" koşusu gibime geldi, öyleyse helal olsun) Neyse diyeceğim Basel'in hocası olacam bu ciddiyetsizlik ve terbiyesizliğinden dolayı sahaya girerim Krkiç'in suratına tokadı yapıştırırım. Ayıp yani. Neyi kanıtlamaya çalışıyorsun.

Maçı izlerken asıl verdiğimiz karar ise şu: Dakika 48 ve 0-5 mi oldu? Hakem Basel'in hocasına gidecek, istersen bitireyim diye soracak? Averajdı falan demeyin, averajı mı kalmış allasen,biraz da saygı, insanlığa hizmet,mağdurun mağduriyetini hafifletme lütfen. Kararı hoca verecek ve tabiki bitir diyecek.


22 Ekim 2008 Çarşamba

Federer - St. Jakob Park - Henry


Roger Federer Basel'deki Davidoff Indoors turbuvasında dün 3 sette geçti Bobby Reynolds'u. Açıkçası çok da güzel maç değildi.

Federer'in bugün maçı yok ve bugün akşamı geçirmek için çok güzel bir planı vardır sanırsam. Federer'in takımı Basel'e Barcelona geliyor. Federer'in epey bir futbol manyağı ve Henry ile de yakın arkadaş olduğunu biliyoruz.


St. Jakob Park çok sevdiğim bir stat nedense. Kutu gibi her tarafı kapalı stat seviyoruz işte. Neyse, maçı CNNTürk canlı veriyor, maç öncesi görüntülerde formalı atkılı çığırtkan Federer görme şansımız var sanki. Henry de bu aralar kenarda oturuyor zaten hatunlarla, kadro da olmayıp Basel'e gelsin, tribüne çıksın, bu seferlik Roger ve Miroslava ile beraber izlesinler.

Federer ve Nadal bu akşam aynı temenni de olacaklardır. Anti-Barcelona. Real dün kaybetti, Nadal bugün biraz Basel biraz Liverpool'ludur, Federer'in de alttaki fotoğrafı da var.

Heh tabi tabi ülke puanını unuttum, Barcelona'yı ve Atletico'yu destekleyecektir Nadal. Öyle şey olur mu? Ülke puanı ne saçma sevmiyor bunlar birbirini işte, bir de İspanya'nın puanı baya yüksektir sanki, Atletico'dan gelecek 3-5 puanın hesabını yapmıyorlardır heralde.

Torres, Reina, Atletico Madrid - Liverpool


Marsilya maçındaki olaylardan dolayı Vicente Calderon'a 2 maç ceza gelmişti. Torres İlah olduğu ilk yere gidemeyecek demiştik. Sonra ceza ertelendi. Torres sakatlandı. Atletico özel olarak davet etmiş Calderon'a gel maçı izle burada, misafirimiz ol demiş. Torres yok sağolun sakatım fizyoterapi görüyorum, gelirsem 2 günü boşa geçirmiş olurum, bu da olmaz demiş, Liverpool'da kalmış.


Maç Jose Manuel Reina için de biraz farklı. Babası Manuel Reina yıllarca Atletico kalesini korumuş. Aşağıdaki meşhur Cryuff golündeki diğer adam. Aceto bahsetmişti o golden. Forma Numarası mı yok bana mı öyle geliyor? Hatta forma gibi değil o üstündeki. Üşümüş formanın üstüne kalenin arkasındaki fermuarlı sweat shirt'ü çekmiş. Kışın halısahada 10'ar dakikalığına kaleye geçen adamlardan olmuş gibi.

Van Persie Yedek, Arsenal Defansif

8 maçta 36 gol atldı dün gece. 4,5 gol ediyor maç başına. Sadece 2 maç 3 golün altında bitti.


Llorente 3 atmış. Villareal 6-3 yenmiş AaB'yi.

Fred ile Benzema 2'şer tane atmış. Lyon deplasmanda Steaua'yu 5-3 yenmiş.


Maç öncesinde spiker "van Persie yedekte, Arsenal defansif kadroyla başlıyor diyebiliriz" dedi. Zihniyetin bu olursa 5 tane sallarlar sana. Başka bir şey demiyorum. Defansif kadroymuş.
Fenerbahçe'nin sezon başında orta sahadaki boşluğu doldurmak için aldığı Emre Belözoğlu ortada yok. 3 sezon İngilterede kalmış, yıllık 3,5 milyon verip ülkeye döndürdüğün adamdan bakalım Arsenal ne kadar haberdar.
Bu kadar ciddi resmi bir sitesi olan takımın maç öncesi Fenerbahçe'nin durumuna bir göz atalım(preview) haberinde Hürriyet gazetesinde Emre Akın diye birine sormuşlar. Sadly Missed bölümünde sakatlıklardan bahsederken "They lost Emre Gökhan" diye bir cümle var. Kim bu Emre Gökhan diye çeviriyi sormamışlar,takip etmemişler. Büyük ihtimalle Emre Belözoğlu ve Gökhan Gönül'ü tek bir kişi yapmışlar. Ya da ben anlamadım hiç birşey. Anlayan varsa beri gelsin. Ayrıca Gökhan da dün oynadı.

Sadece Guiza oynadı. Taraftar da hakettiği alkışı verdi ona. Carlos yatmaya devam ediyor. Kademeye girer gibi bile yapmıyor artık. Semih, Alex olmaya çalışıyor gibi ama olabilecek olsa bile olmalı mı? CL takımlarının hiçbirinde Selçuk-Maldonado kadar zayıf DMC ikilisi olan yoktur. Her takımı izlemeden konuşuyorum ve atıp tutuyorum ama öyledir yani. Sakat yedekleri de Josico ve Emre. Zaten kötü takım olan Fenerbahçe Arsenal'e dayanamazdı, dayanamadı da.

Arsenal'in yaş ortalaması 21-22 civarındaydı. Golleri atanların yaş ortalaması 20. Senin yedek kulübende 33lük Josico, genç Ali Bilgin(27 yaşında),21 yaşındaki Gürhan ve İlhan, 23 yaşındaki Burak var. Kazım nerde bilmiyorum.


Yukarıdaki fotoğrafı da çok güzel diye koydum, yoksa ne Rooney hayranıyım ne de Celtic'in yenilmesine dayanırım.
....
Yalnız Rooney'i sevmem de demiyorum çok iyi oyuncudur bence, ayrıca feci formda. Telegraph son 7 maçta 9 golü var demiş ama o kadar değil gibi sanki. Benim baktığım kadarıyla son 5 maçın herbirinde 1 gol atıyor bu adam.

21 Ekim 2008 Salı

Tomom Bobo Yooo


19 Ekim 2008 Pazar

Ülkeden ayrılma nedenleri #5


Hacettepe-Denizli maçında Hacettepe forveti İbrahim Şahin'in takım arkadaşı Fildişi Sahilli Bernard Zoko'ya bir hareketi var, kaleye çektiği bir şuttan sonra "niye pas vermiyorsun?"u ifade etme şekili iğrenç. Hiçbir takım arkadaşına yapılacak hareket değil o ama ayrıca kimse kusurabakmasın ama o yeni transfer siyahi olmasaydı takımın yıldızı!! İbrahim o hareketi yapmazdı gibime geliyor. Hiçbirşeyle kanıtlanacak birşey değil bu söylediğim, sadece üzüntü içindeyim. Ayrıca Zoko'ya da helal olsun, hiç muhatab olmadan terkediyor mekanı, senin seviyene inmem diyor bana göre, yoksa parçalamaz mı onu oracıkta?



Hacettepe teknik direktörü Osman Özdemir'in maç sonu açıklaması:
"İbrahim Şahin'i ilk yarıda arkadaşlarına olan davranışları nedeniyle oyundan aldım ve onu alarak maçı da kazandığımı düşünüyorum."
Helal olsun hocaya. En azından değinmiş bu terbiyesizliğe. Valla galibiyette payı var mıdır bilmem ama ben olsam bu adamı bir daha kadroya almam istersen 0 puan alıp küme düşeyim.

18 Ekim 2008 Cumartesi

Futbol'a Dönüş???

M'borough 0 - 5 Chelsea. 0-5 nasıl bir sonuçtur, üzerine konuşmamak lazım bile ama Steve Claridge'in söylediğine göre Borough çok da kötü değildi Chelsea "amazing style of play" dedi. Vallaha onun yalancısıyım,izlemedim henüz. Arsenal Everton'ı, Liverpool Wigan'ı geriden gelip yendi. Wigan'ın 2 golü Amr Zaki atmış. Bu adama noluyor Mısır'dan geldi,adını sanını şahsen duymadık, gol kralı olacak gibi sanki. Liverpool'un comeback'lerinde son sözü 85-90 arası hep Kuyt söylüyor gibime geliyor. Son topu onun eline verirdim basket takımım olsa.

Peki bu diğer maçlardaki skorlar ne arkadaş?

Villa 0 - 0 Portsmouth
Bolton 0 - 0 Blackburn
Fulham 0 - 0 Sunderland

Ne bu şimdi yakıştı mı premier lige?

Bremen - Dortmund maçının son yarım saatini izledim, tam drama. Böyle bir maç ligin ikinci yarısında bir de haftasonu olacaktı, best match ever gibi birşey olurdu heralde.

Hoffenheim deplasmanda Hannover'i 5'lemiş bu sefer. Ibiseviç, Salihoviç derken adamlar 7 maçta 16 puan ve liderler.Hocası kim lan bu takımın? Araştırmak lazım. Bayern hele şükür kazanmış 3 maç sonra.

Neyse Premier ve Bundesliga böyle bu haftalık. Sayıyorum 7 posttur futbolsuz konular işlemişim alakasız alakasız. Birazdan bir tane, yarın bir tane en babasından 2 derbi futbola döndürür bizi ya da döndürmez ne yapalım? (Bu ara yarınki SuperClassico öncesi belgeseli bugünden de verdiler, fena değil hatta güzel. Aynı yapımdan çıktığı belli olan GS-FB belgeseline oranla daha çok beğendim. Arjantin'li olmadığımdandır herhalde)

Her hobi birgün yalnız bırakılacaktır. Yok yok döndürür, döndürsün yaa. İzmit İsmetPaşa stadındayız, Taner'in golüyle ev sahibi Kocaelispor 1-0 öne geçiyor Fenerbahçe karşınında. Kazanlar kaynasın.

Fotoğrafsız olsun mu bu post? Ya da sonra ekleriz, baştan savma olmasın.

17 Ekim 2008 Cuma

Masters Cup Madrid Ball Girls

Love Game'de gördüm yoksa o kadar da ilgilenen biri değilim. Masters Cup Madrid ball girls biraz abartmış sanki. Hugo Boss'u çekmişler, salmışlar.

Djokovic hiç de şikayetçi gibi değil sanki.




Aklıma Kramer geldi,çok efsane bölümdü, sakatladığı Monica Seles miydi?


Joe "The Plumber"

Amerika bir gecede bir yıldız daha kazandı. Başkan adayları arası sanırsam 3. ve son tartışmada Joe şöyle Joe böyle. McCain kol gücüyle çalışan, çok yorulan her amerikalı işçinin metaforunu Joe The Plumber olarak yapıyor ve kafa s.kiyor. Joe'nun sorunu hepimizin sorunu durumları heralde. Kimmiş bu Joe? Obama seçim gezisi yaparken bu adam karşısına çıkıyor. İşte tesisatçıyım ben işleri de biraz büyütecez, siz gelirseniz daha mı çok vergilendirilecek kazancım, yılda 250.000 dolardan biraz fazla kazanınca vereceğim vergi oranını arttırıyor muymuşsunuz (bu nasıl kelime oldu la?) diye soruyor. Obama da rakamsal açıklamalar yapıyor 2 saat. Senden %39 alarak çok almıyoruz, 250.000 altındakilerden %36 alarak onlara kolaylık sağlıyoruz. Çünkü onlar küçük ölçekli işletmelerin %95'ini oluşturuyor diyor. Adama ulan işte bu sistemle, senin gibi insanlar daha çok para biriktirip, bu noktaya daha çabuk gelecek. İşte McCain de Obama'nın vergi politikasına giydiriyor bu Joe'yu rakı masasında meze ederek.

İçim sıkılıyor bu aralar ne birşeyi tam okuyabiliyorum ne de izleyebiliyorum. Yine öyle oldu. Alın yarım yamalak Joe The Plumber hikayesi. Bir nevi köydeki Mehmet efendi durumları heralde. Olayı yerinden takip eden arkadaşlar bilgilendirir bizi bir ara bakarsınız. Döşeriz detayları.

Obama'nın yerinde olacam insan gibi anlatma mantıklı açıklamalar yapmak yerine, vururum Joe'nun ağzının üstüne 2 tane, "Sıs la Sıs, gözün doysun ibnetor" derim. 250.000 dolar ne la?

Andrew Johnson'un emekli haline mi benziyor ne?

15 Ekim 2008 Çarşamba

Gitmek Lazım #3: Mostar-Blagaj









Saraybosna'ya 100 kilometreymiş Mostar. Ama yollar kötüymüş. Savaşın sembol yerlerinden biri, belki de en dikkat çekeni. Köprünün orijinali -Stari Most- Kanuni'nin isteğiyle 1566'da Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayruddin'e yaptırılmış. Hırvatlar ile Boşnaklar önce Sırplara karşı, sonra kendi aralarında savaştılar 1992 ve 1993'te. 9 Kasım 93'te Hırvat bombardımanı sonucu yıkılan köprü 2004'te restorasyonu bitirilip tekrar açıldı. Türk inşaat şirketi orjinaline sadık kalınacağı sözünü verip projeyi üstlenirken, Macar ordusundan gelen dalgıçlar da yıkılan köprünün Neretva nehrine düşen dev taşlarını çıkarıp, orijinal taşların mümkün olduğunca kullanılabilmesini sağlamışlar. Projenin en büyük destekçisi Unesco ve Dünya Bankası. Özellikle köprünün gece fotoğrafı Yüzüklerin Efendisi hissiyatı veriyor.

Aşağıdaki gibi bir manzaraya sahip 3 yıldızlı otel var şehirde. 80 Euro, ellerinizden öper.





Mostar çok güzel de Mostar'a 20 km uzaklıkta Blagaj isimli küçük bir kasabada bulunan Tekke'nin görüntüsüne hayran kaldım. Daha sonra Neretva'ya bağlanan Buna nehri üzerindeki bu tekke 16. yüzyılda yapılmış. Dervish House dediğin böyle olur.




14 Ekim 2008 Salı

Ülkeden ayrılma nedenleri #4



Aralık 2007'de emniyet müdürü "Polis kimseyi dövmez" demişti. Google bile inanmamıştı buna yukarıda görüldüğü gibi (uykusuz dergi dikkat çekmişti yukarıdaki olaya).

Ekim 2007'de Ferhat Gerçek "Yürüyüş" isimli dergiyi satarken polis ateşi sonucu felç kalmıştı. Ferhat 17 yaşındaydı geçen sene.

Ferhat ile ilgili açıklama yapıp yine aynı dergiyi dağıtmak için yürüyüşe geçen Temel Haklar Federasyonu üyeleri 28 Eylül günü göz altına alındı. Ben çok uzatmayayım olayın gün be gün detayları şurada. Sonucunda gözaltına alınanlardan 29 yaşındaki Engin Ceber'in 10 Ekim'de gözlatında öldüğü açıklandı.

Bu da daha bugunkü haber.

"Kartal'da büyük bardakla çay gelmesine kızan sivil polis kafe sahibiyle tartıştı. Ardından çağırdığı dört arkadaşıyla da kafe sahibini mutfak bölümüne sokarak komalık etti.."



Tavan yapıyor, yolcudur abbas bağlasan durmaz durumları. Dur bakalım.