Arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2009 Çarşamba

Patlama

4 tane üstüste 0-0'lık beraberlikten sonra neler demişiz şenlik dağıldı falan. Elbet patlayacaktı bu takım. Son 6 lig maçında 20 gol, 16 puan. Tek puan kaybı bugünkü 4-4'lük beraberlik. Daha ne olsun? Yenilmezlik serisi 19 maça çıktı. Fikstürün zorluğundan da bahsettik. Seneye birkaç iyi transfer(kimler olabilir yorumlara gelebilir) az sakatlıklı bir dönem(Rosicky bile iyileşir belki) ile 49 maçlık yenilmezlik serisinin yenisinin hayalleri.
Tabi bu durumda diyemeyeceğim artık gelecek sene gelecek şampiyonluk. İnsan hayaller kuruyor. Bugünkü sonuç Liverpool'u da baltaladı. United yine şampiyon olacak gibi. Ama bu aralar kötü oynuyorlar resmen. Hadi bakalım hayırlısı.

16 Nisan 2009 Perşembe

Fikstür



Haftasonu derbide kırmızı kart oynamıştık. Kavgayı 90+3'e bıraktılar ama nasiplenidk sağolsunlar. Chelsea-Liverpool 7+ gol oynadık 19 ganyan bulduk, Barcelona üst olmadı kahrolduk. İddaaya dadandık yani. Bugün de fantaazi kupon yaptık götürüyorduk az kalsın. Bişeler dolanıyo başımızda ama hayırlısı işallah. Rapordan dolayı maaş yok, "tek dostum İddaa" tripleri napalım artık.

Neyse Arsenal Villareal'i rahat geçti. Önümüzdeki 1 ay içerisinde fikstürlerine dikkat çekmek istedim. Şimdi ilk olarak Premier'de 18 maçtır yenilmiyorlar ama 10 galibiyetleri var sadece. 3 beraberliği galibiyet yapsalar(ki arada 4 maçlık saçmasapan 0-0 serisi var) Liverpool ve Chelsea ile hemen aynı durumda olacaklar Manu'nun ensesinde.

18 Nisan Chelsea - Wembley'de FA Cup 1/2 Final
21 Nisan Liverpool- Deplasman - Lig
26 Nisan Middlesborough - İçerde - Lig
29 Nisan Manchester United - Deplasman CL 1/2 Final
2 Mayıs Portsmouth - Deplasman - Lig
5 Mayıs Manchester United - İçerde - CL 1/2 Final
10 Mayıs Chelsea - İçerde - Lig
16 Mayıs Manchester United - Deplasman - Lig

29 günde 8 maç. 3'ü Manu, 2'si Chelsea 1'i Liverpool. Sayısal olarak olmasa da zorlu fikstür diye buna denir heralde. Arshavin ilk geldiğinde ciğerlerim kopacak gibi oldu demişti. Allah yardımcıları olsun.

1 Mart 2009 Pazar

Şenlik dağıldı

Real'in serisinden bahsettik. Londra derbisinde Fulham ile 0-0 berabere kaldı Arsenal. Takım son 11 maçta namağlup. Ama 8 beraberlik ve sadece 3 galibiyet. Son 5 maç berabere. İngiltere'de üstüste en çok berabere kalma rekoru 8. Bu rekoru 7 takım paylaşıyor. En yenisi ve en üst seviye ligde 8 maç üstüste berabere kalan takım 2005/06'da Southampton.
49 maçlık namağlup seriye sahip Arsenal'in düştüğü duruma bak. Arsenal ayrıca Premier'in en çok üstüste kazanma rekoruna sahip takım durumunda. 49 maçlık namağlup serinin dışında 2001/02'de başlayıp ve 2002/03'ün başına kadar devam eden 14 maçlık galibiyet serisi rekoru da onların.

4. Villa son dakikalarda 2 tane yedi de 3 puan alamadı ama puan farkı 6.Adebayor'suz olmuyor resmen. Yine pozisyon var tabi sıkıcı olmuyor ama girmiyor bir türlü içeri. Beraberliklerin son 4'ü 0-0. Arada CL'de Roma'yı 1-0 yendiler o gol de penaltıdan. Arsenal gol atamıyor ne demek lan? Dünya tersine döndü. Var bir terslik. Kurşun döktürmek lazım. Ben yukarıdaki adamları çok özledim şahsen. Yani tamam iyi hoş da "Şenlik dağıldı acı bir yel kaldı bahçede yalnız" gibi bir durum var. Yukarıdakiler olduğu zaman aşağıdaki gibi skorboardlar oluyordu, şenlik yeri gibi.

17 Şubat 2009 Salı

"It was the best day of my life"

23 Şubat 2008'deki olaydan sonra dün gece döndü. 360 gün sonra. O görüntünün üstünden 1 sene bile geçmeden sahalarda. 20-30 sene önce olsa ayağı kırılmış at gibi vurulurdu heralde öyle bir sakatık geçirmiş futbolcu. ayrıca süper bir geri dönüş yaptı biri penaltıdan 2 tane attı Cardiff'e FA cup replayde. Hoşgeldi sefalar getirdi. Rosicky daha yok ortalarda.
Martin Taylor öküzü napıyor acaba?
Eduardo özetlemiş dün geceyi: It was the best day of my life

30 Kasım 2008 Pazar

Chelsea 1 - 2 Arsenal



İlk gol net ofsayt. Ama sağ ayağına kurban. Arsenal açıkçası beklenmedik bir galibiyet aldı. Villa 3.lük şansını kendi sahasında berabere kalarak kaybetmişti. Şimdi küllerinden doğma edebiyatı yapmamak lazım ama insan helecanlanıyor.

14 Kasım 2008 Cuma

Eduardo ve Rosicky

Wenger son basın toplantısında Eduardo'nun kısa zamanda takımla idmanlara başlayacağını, 2-3 hafta içinde de maça çıkabilecek duruma geleceğini söylemiş. Mucize dönüş diye buna denir heralde. Maç eksiği çok etkiler tabiki ama psikolojik olarak topa girememe, kendini sakınma, korkma duyguları daha etkileyici olur. Sonuna kadar da haklı olur böyle hissetmekte.

Rosicky'nin ameliyatı da iyi geçmiş diyor Wenger, 6-8 haftada takımla çalışmalara başlayabileceğini ama oynaması için daha uzun zaman geçmesi gerektiğini belirtmiş.

Martin Taylor hayvanı tarafından ayağı kırılan Eduardo 23 Şubattan beri oynayamıyor. Rosicky ise tuhaf ve bir türlü iyileşemeyen sakatlığından dolayı Ocak 29'dan beri yok. Güya Euro2008'e bile yetişebilirdi belki.

22 Ekim 2008 Çarşamba

Van Persie Yedek, Arsenal Defansif

8 maçta 36 gol atldı dün gece. 4,5 gol ediyor maç başına. Sadece 2 maç 3 golün altında bitti.


Llorente 3 atmış. Villareal 6-3 yenmiş AaB'yi.

Fred ile Benzema 2'şer tane atmış. Lyon deplasmanda Steaua'yu 5-3 yenmiş.


Maç öncesinde spiker "van Persie yedekte, Arsenal defansif kadroyla başlıyor diyebiliriz" dedi. Zihniyetin bu olursa 5 tane sallarlar sana. Başka bir şey demiyorum. Defansif kadroymuş.
Fenerbahçe'nin sezon başında orta sahadaki boşluğu doldurmak için aldığı Emre Belözoğlu ortada yok. 3 sezon İngilterede kalmış, yıllık 3,5 milyon verip ülkeye döndürdüğün adamdan bakalım Arsenal ne kadar haberdar.
Bu kadar ciddi resmi bir sitesi olan takımın maç öncesi Fenerbahçe'nin durumuna bir göz atalım(preview) haberinde Hürriyet gazetesinde Emre Akın diye birine sormuşlar. Sadly Missed bölümünde sakatlıklardan bahsederken "They lost Emre Gökhan" diye bir cümle var. Kim bu Emre Gökhan diye çeviriyi sormamışlar,takip etmemişler. Büyük ihtimalle Emre Belözoğlu ve Gökhan Gönül'ü tek bir kişi yapmışlar. Ya da ben anlamadım hiç birşey. Anlayan varsa beri gelsin. Ayrıca Gökhan da dün oynadı.

Sadece Guiza oynadı. Taraftar da hakettiği alkışı verdi ona. Carlos yatmaya devam ediyor. Kademeye girer gibi bile yapmıyor artık. Semih, Alex olmaya çalışıyor gibi ama olabilecek olsa bile olmalı mı? CL takımlarının hiçbirinde Selçuk-Maldonado kadar zayıf DMC ikilisi olan yoktur. Her takımı izlemeden konuşuyorum ve atıp tutuyorum ama öyledir yani. Sakat yedekleri de Josico ve Emre. Zaten kötü takım olan Fenerbahçe Arsenal'e dayanamazdı, dayanamadı da.

Arsenal'in yaş ortalaması 21-22 civarındaydı. Golleri atanların yaş ortalaması 20. Senin yedek kulübende 33lük Josico, genç Ali Bilgin(27 yaşında),21 yaşındaki Gürhan ve İlhan, 23 yaşındaki Burak var. Kazım nerde bilmiyorum.


Yukarıdaki fotoğrafı da çok güzel diye koydum, yoksa ne Rooney hayranıyım ne de Celtic'in yenilmesine dayanırım.
....
Yalnız Rooney'i sevmem de demiyorum çok iyi oyuncudur bence, ayrıca feci formda. Telegraph son 7 maçta 9 golü var demiş ama o kadar değil gibi sanki. Benim baktığım kadarıyla son 5 maçın herbirinde 1 gol atıyor bu adam.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Emirates Cup 2008 ve Wenger'in Planları



Önce Real Madrid Hamburg maçı vardı. 2-1 Real kazandı. Van der Vaart oynamadı tabiki. Real Hollanda milli takımının ortasahadan ilerisi olacak onu da alarak. Ama target striker olarak hala nasıl sadece Nistelrooy'a güvenebiliyorlar anlayabilmiş değilim. Saviola'yla, Higuen'le, Raul'la olmaz bu iş.Raul'a saygım sonsuz ama bu ayrı. hatta nistelrooy bile yaşlandı sakatlanmasını geçtim. Koskoca Real'sin al sana Berbatov, Pavlychenko, Drogba (kaçtı artık), paranımız yok sanki alla alla. Maçtan not: Nistelrooy oyundan çıkarken baya büyük bir yuh yedi.Heinze de maç içinde nasibini aldı birkaç kez ıslıklardan. Arsenal taraftarı bu, bir maç oynamış olsunlar onlarda haz etmezler artık işte.

Sonra Arsenal - Juventus maçı vardı. Emirates dolmuştu artık tabi. Koridorda takımlar görünürken altın sarısı gibi forma içinde Nedved'i Trezeguet'si, Iaquinta'sı önde kaptan Buffon'u baya bildiğin Juventus varken, Arsenal ilk 11'i aşağıdaki gibiydi. Doğum tarihleri de benden olsun.

Lukasz Fabianski(1985), Phillippe Senderos (1985), Justin Hoyte (1984), Johan Djourou(1987),Kieran Gibbs (1989), Emanuel Eboue(1983), Denilson(1988), Jack Wilshere(1992), Aaron Ramsey(1990), Carlos Vela(1989), Niclas Bendtner(1988)

Sonradan oyuna girenler Adebayor(1984), Theo Walcott(1989), Abu Diaby(1986), Samir Nasri(1987), Bacary Sagna(1983) bir de 77'li Gallas.

İlk 11'in yaş ortalaması maksimum(2008'den doğum yıllarını çıkardım direk) 20,7, Gallas'la beraber 17 oyuncunun yaş ortalaması 21,7.

Wenger en son Werder Bremen'den 87'li Bischoff diye alakasız bir adam almıştı, 3 senede sadece 1 resmi maç oynayan. Bu kadro artık sene genç falan değil safi sübyan. Wenger ben ille de gençlerle şampiyon olacağım, millete "ohaaa ya adama bak yaş ortalaması 22 olan takımla herif Premier şampiyonluğu kazandı" dediteceğim gibi artık manyakça bir psikolojiye sahip. Gidenlerin Lehmann(39), Gilberto Silva(32), Alex Hleb(27), Flamini(24) olduğu gelenlerin ise Ramsey, Bischoff ve Nasri olduğu düşünülürse Wenger operasyonu planlı yapıyor gibi.

Gallas'ın da PSG'ye gitme durumu vardı geçen haftalarda. Ben olsam ben de tırsarım valla 31 yaşına gelmişsin sonuçta. Neyse Gallas'tan sonra takımın en büyükleri 80'li Rosicky ve 81'li Toure.

Evet kafayı yaşa taktım. bu çocuk çok iyi topçu diyecek yaşa gelidim sanırsam en azından Arsenal maçları izlerken.



Gerçi bugün düşen habere göre Wenger bu seneki kaptanlık görevini Gallas'a geri vermiş. Geçen seneki martin taylor hayvanının Eduardo'ya yaptığı cinayet teşebbüsüyle başlayan ve ardından bir türlü toparlanılamayan Birmingham maçında Gallas'ın kaptanlığı çok eleştirilmişti ve kaptanlık bir nevi ondan alınmıştı. Wenger ayrıca "Adebayor bana hep kalmak sitediğini söylüyor ve buna inanıyorum, Boeing 747 dolusu (tonajla) parayla gelseniz bile o hiçbir yere gitmiyor" demiş. Zaten büyük sürpriz olmazsa bu hafta içi yeni sözleşme imzalayacak Adebayor.



Ayrıca tabi futbol olarak da ezilmediler hatta ayağa kısa pas olayını çok da güzel kavramış gibiydi bu çocuklar. 2. yarıyı izlemedim nasıldır bilmem ama ilk yarı iyiydiler ve trezeguet'İn golü de ofsayttı işte.
Aaron Ramsey Cardiff'e 5 milyon pound sayılarak alındı. Gözler onun üzerindeydi ama Jack Wilshere isimli genç yetenek çok göze battı. Stuttgart'a da gol atmıştı. Yeni Hleb geliyor diyorlar hem de sol ayaklı, hatta birkaç yerde Arsenal'in 70'lerdeki efsanesi Liam Brady'e benziyor diyen de var ama aklım ermez o kadarına. ismi Fever Pitch'den hatırlarım o kadar. Neyse bu çocukta iş var diyoruz. Westham ile oynadıları reserve maçında süper bir gol atmış ama öyle bir ülkede yaşıyoruz ki BU SİTEYE ERİŞİM ENGELLENMİŞTİR'ten başka birşey çıkmıyor karşımıza. Hah hayırlı olsun dailymoiton.com'da sizlere ömür.

Son olarak Iaquinta ne yalan bir topçudur, 40 tane takımım olsa birinde barındırmam valla.

14 Nisan 2008 Pazartesi

Man Utd 2-1 Arsenal



İki takımlı bir yarışa döndük 4 hafta kala. Chelsea bugün Wigan ile oynuyor içerde. 26 Nisan Chelsea-United. Arsenal, Chelsea karşısında da öne geçmişti yine aynı skorla yenildi. Eduardo Da Silva'yı kaybettikleri Birmingham maçı lanet gibi çöktü sonrasına.1 galibiyet 4 beraberlik 2 mağlubiyet. O maçtada 90'da yiyip berabere kalmışlardı zaten.
20 yaşındaki Alex Song başladı maça. Song'un gollerde hatası yoktu ama tehlikelerde başroldeydi. Yani "güven vermedi". Arsenal hızlı başladı baskı kurdu, kaçırdı 1-2 tane ama ilk yarının adamı Jens Lehmann'dı. Ronney'nin 2 topunu çıkardı. 2. yarı golü buldular, sonra "talihsiz" bir penaltı. Başları çok yandı bu sene penaltılardan. Haksızdı demiyorum tabii.
Van Persie hazır değil, 75 dakika nasıl dayandı Wenger anlamadım. Walcott girdi, aldığı her topla dripling yapmaya çalıştı. gençlik bu olsa gerek.



United'ın 2. golünde baraj Ronaldo vurur diye düşündü sıçramadı, Hargreaves çaktı sol alt köşeye.



Ronaldo uzatmada topu köşeye götürüp yeteneklerini sergiledi ama bence terbiyesizlikten başka birşey değil. Hoyte da kendince cevap verdi ona yukarıdaki karede.
Arsenal 3. kez üstüste kupasız kapatıyor sezonu

12 Nisan 2008 Cumartesi

Manchester United Vs. Arsenal



En baştan diyeyim Fox tr kendi sitesinde Liverpool-Blackburn maçını veriyor görünüyor.Liveonsat'ta tr de veriyor görünüyor.Anlamadım. Digiturk'lere koşacaz fox'tan orjinal orjinal daha güzel olur.18.00'da.
CL 1/16'da deplasmanda 2-0 Milan'ı yendiler
Deplasmanda 10 kişi ile 2-0'dan gelip 3-2 Bolton'u yendiler.
11 Şubattan beri oynadıkları 12 maçtaki galibiyetleri sadece yukarıdakiler. Bolton galibiyeti ligdeki son 7 maçta tek.
United ile son maçları 16 Şubat'ta FA Cup 4. turunda. 4 yemişlerdi.
United en çok atan(70), en az yiyen(17). Son 13 maçlarında(all competitions, türkçesi çok saçma oluyor) sadece 1 yenilgileri var.8 Mart'ta Wembley'de Portsmouth'a karşı 1-0.

Tablo açık gibi?
Wenger de yenemezlerse şanslarının kalmayacağını kabullenmiş. Ferguson, "Arsenal sakatlıklardan çok çekti, en iyi kadronuzu muhafaze edemezseniz kötü sonuçlar serisi kaçınılmaz" demiş, alttan gazı vermiş.

Ronaldo toplamda 37 golde. Gael Clichy bence şuan en iyi solbek. Ronaldo'nun canını sıkabilir, o da o zaman sola kaçar , olur biter. Canını sıkar dediğim 3 gol atmasına falan izin vermez.

United son 10 dakikalarda en çok atan(16), Arsenal son 15 dakikalarda en çok atan(24).Bu nasıl bir istatistik kardeşim. Arsenal 77'de atacak, Manu 83'te atacak demek mi? Bence gollü geçecek. Arsenal her zamankinden biraz daha ofansif kadro ile çıkabilir, biraz da mecburen.

Yukarıda da benim 11 tahminlerim bulunuyor.

9 Nisan 2008 Çarşamba

Nereden nereye?


Dün CL çeyrek finalinde uzun zamandır izlemediğimiz kadar güzel bir maç izletti bize Liverpool ve Arsenal. Liverpool çift forvet çıkınca az gollü, hele de Liverpool'un işine geliyorsa, bir maç olacak düşüncemiz yalan oldu. Hatta sağda da Kuyt vardı.

Arsenal 2 maçta 2 penaltı pozisyonundan şikayetçi. Bence de haklılar.
İlk kare ilk maçta verilmeyen olanı, çok tartışıldı hakem Kuyt'ın memleketlisiymiş de, toprağıymış da.


Arsene Wenger, dünkü için "dodgy" demiş. Dodgy öyle bir kelime ki her yere çekilir be arkadaş. En ağırı namussuzca diyelim. İlk gördüğümüzde "kesin penaltı" tekrarını gördüğümüzde "adam dokunmamış bile" dediğimiz türden. Gerrard Houllier de "kişisel olarak Liverpool kazandığı için mutlu olsam da, Arsene hakemler konusunda haklı" demiş.

Walcott'un 70 metre dripling+slalom+asist ile yarattığı golün santrasında penaltıdan gol yemek hele 86'da çok motivasyon bozucu.

Geçen hafta türkiye ligi maçlarından mı etkilendim nedir blogdaki ilk post hakem kararları konulu gibi oldu.Umarım devamı böyle gelmez.

İngilizler çeyrek final için biraz daha şanslı kura çekebilselerdi FA Cup yarı finali gibi olabilirdi CL. Gerçi FA Cup yarı finalinde de sadece bir Premier lig takımı vardı.Kafam iyice karıştı.
Liverpool 18 senedir ligde şampiyonluğa uzak, Arsenal ise o sürekli 0-0, veya 1-0 biten "Boring" günlerine.

Diaby dengesizinin golünde Reina biraz yumurtlamış gibi, ama o golü hazırlayan iki atakta (kaleciden dönenle birleştiriyorum) 30 saniye içinde 10 tek pas yaptılar. "Sıkıcı" günlerden gelen bu takım için şu anki en büyük eleştiri "perfect" gol atmak için kastırmaları.