Ülkeden ayrılma nedenleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ülkeden ayrılma nedenleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2009 Salı

G.te Sayaç

Perkotek bilmemne isimli fırsat kollayıcı şirket "tuvalet takip sistemi" diye birşey çıkarmış. Haber burada. Utanmadan matematik hesaplara girmişler.
Kapitalizmin, emek sömürücülüğünün bokunu çıkarma mı desek, tuvalette bile izliyorlar 1984 mü desek. En iyisi "Arbeit macht frei" diye düşünelim boyun eğelim.
Deli cevat s.kine saat takınca deli oluyor, bunlar da götümüze sayaç taksın, hep beraber, oohh. Yukarıdaki foto ne la bu arada?

Mesai saatinden çalınan 10-20 dakikalık sürenin hesabını yapanlar, 9 saatlik adamın iflahını s.ken mesai yapan işçinin hergün yollarda sürünerek geçirdiği 3 saatin hesabını da yapın.
"Şerefsiz basın, bunu da yazın!" gibi oldu.

8 Ocak 2009 Perşembe

Ülkeden Ayrılma Nedenleri #8

Üstüste 2 tane oldu ama napayım?



Haberi ilk gördüğümde -kendi kendime- küfür ederek seviyemi kaybettim. Biraz(!) alkol aldım ve sakinleştim, buranın seviyesini bozmayacağım. İsim, etiket falan da vermiyorum ki olur da arama motorlarında çıkar falan. Zihniyetinizi, aklınızı, derneğinizi, toplanma amacınızı, köpeği alet ettiğiniz eylemi ...

O karede tesadüfen çıkan biri olmadığını düşünerek soruyorum? Fotoğraftaki 9 köpeği bulunuz?(müsadenizle ilkokula dönüyorum ve bunu eklemek zorundayım: Köpeklere hakaret, hem de nasıl)

4 Ocak 2009 Pazar

Ülkeden Ayrılma Nedenleri #7

Aslında başlık tam anlatmıyor düşüncelerimi. Bezmişlik ya da "yeter artık" değil bu sefer, bir isyan hatta nefret var içimde sanırsam. Aman tamam, sakin olalım, celallenmeyelim (patience, my young padawan) büyük ustanın sözlerine kulak verelim.
"fear might lead to anger, anger leads to hate, and hate leads to suffering"


7 üniversite öğrencisinin öldüğü haberini duyduğum anda ilk aklıma gelen şey -evde kızlı erkekli grup varsa- seviyesiz, şerefsiz kişilerin yine salyalar saçacağı, insan hayatına zerre değer vermeden köpekleşecekleri oldu. Neden aklıma gelen ilk şey başkalarının yapacaklarıydı, söyleyecekleriydi? Buna alıştırmışlardı bizi. 99 depreminde 30.000 can gitmiş, ordan lavuğun bir tanesi inanarak ya da inanmayarak "yok efendim işte şöyle yapıyorlarmış da ondan cezalandırılmışlar", Antalya'da sel olur yuvalar yıkılır diğer bir lavuk "yok yazın çıplak geziyorlar, kışın cezalarını buldular".

Konya'da dersane ruhsatıyla çalışan izinsiz Kuran kursu çöküp 17 genç ölünce neydi peki? İnsanın yüreği hiç mi sızlamaz? Yetkililerin suçu yok dava açmıyorum diyen adamı gösterirsin işte o zaman da. 7 gencin ölümünden sonra benim aklıma tabiki de yine "nasıl çamur atacaklar masum, üstüne mağdur hatta ölmüş insanların arkasından" düşüncesi gelir, böyle çıkan sesler kesilmediği sürece. Vakit,akit, makit ..gazeteleri zaten olağan şüpheli, hemen sürmanşetten yardırdılar akılları sıra, 7 gence. Gerçekten parmaklarıma yazık daha fazla yazmıyorum o zihniyet için.



Böyle kalır inşallah diyorduk, onlardan beklenen bu zaten diye. Sonra Veysel Karani Demir diye bir adam çıktı (bu isimde sanırsam Siirt'te bir türbe gibi birşey de var) resmen sazı eline aldı, steal the show diye birşey var, resmen ondan yaptı.

"O hadiseyi hiçbir insanın görmesini istemem. Gençlerin her birisi bir taraflara düşmüş; kimisi yerde, kimisi yüzükoyun. Kimisi belden üstü yarı çıplak..." Ne güzel girmişsin cümleye, dengin insanların açıklamalarına göre daha duygusal daha insani konuşuyorsun, son cümleyi niye söylüyorsun be adam? Öyle birşey varsa bile, neyi göstermeye çalışıyorsun? Ölen gençlerin yarı çıplak olduğuna dikkat çeken, sonra da cuma namazı için izin isteyen bir adam çıktı karşımıza. Sonra kıvırtmaya çalıştı. Haberin detayları şurda uzun uzun gerek yok.
Cumaya gitmesem gençler geri mi geleceklerdi diye soruyor beyefendi? Ne alakası var diye soruyor. Zihniyetinden, düşünme tarzından,duyarsızlığından, saygısızlığından rahatsız oluyor insanlar. Alakası bu işte be adam. İnsan sonuna kadar haklı olsa, zerre kadar kabahati bulunmasa, o gençlerin ailelerinin yaşadığa acıya saygı duyar, böyle konuşmaz.

Aynı yılbaşı gecesi İstanbul'da parkta içki içen gençleri önce satır sonra silahla yaraladı bir kişi. Adamın gözünde ölümle cezalandırılması gerekn suça gel: İçki içmek. O kişi 16 yaşında bir çocuğu öldürdü.

Şerefsiz israil bir haftadır havadan vuruyordu, dün karadan girmiş filistine. Dünyada bu cinayete en çok tepkili ülkeyiz belki de. İnsan olarak mazlumun yanında saf tutarız. Güçsüz ezilmesin isteriz, iyi güzel. Peki neden? Filistin müslüman diye mi sadece? Tepkimizin ne kadarı Filistinliler mazlum diye, ne kadarı sadece Müslüman diye, ne kadarı her ikisi diye?

24 Ekim 2008 Cuma

Ülkeden Ayrılma Nedenleri #6

Blogger da kapatılmış. Mail hesaplarımızı da alsınlar elimizden. Onlar da bıraksın ama silahlarını.
Taşlı sopalı girelim birbirimize rahatlayalım,stresimizi atalım.
Durmak Yok Yola Devam,
peehh

14 Ekim 2008 Salı

Ülkeden ayrılma nedenleri #4



Aralık 2007'de emniyet müdürü "Polis kimseyi dövmez" demişti. Google bile inanmamıştı buna yukarıda görüldüğü gibi (uykusuz dergi dikkat çekmişti yukarıdaki olaya).

Ekim 2007'de Ferhat Gerçek "Yürüyüş" isimli dergiyi satarken polis ateşi sonucu felç kalmıştı. Ferhat 17 yaşındaydı geçen sene.

Ferhat ile ilgili açıklama yapıp yine aynı dergiyi dağıtmak için yürüyüşe geçen Temel Haklar Federasyonu üyeleri 28 Eylül günü göz altına alındı. Ben çok uzatmayayım olayın gün be gün detayları şurada. Sonucunda gözaltına alınanlardan 29 yaşındaki Engin Ceber'in 10 Ekim'de gözlatında öldüğü açıklandı.

Bu da daha bugunkü haber.

"Kartal'da büyük bardakla çay gelmesine kızan sivil polis kafe sahibiyle tartıştı. Ardından çağırdığı dört arkadaşıyla da kafe sahibini mutfak bölümüne sokarak komalık etti.."



Tavan yapıyor, yolcudur abbas bağlasan durmaz durumları. Dur bakalım.

9 Ekim 2008 Perşembe

Ülkeden ayrılma nedenleri #3

Antalya'da ki ilköğretim okulunda, müdürün, kadın öğretmene taciz şikayetiyle yürütülen soruşturma haberini okudum. Müdür Bey Allahsız ve Ermeni mi? başlıklı haberin detayları burada.

Taciz soruşturmasında yöneltilen 5 sorudan sadece 4.sü tacizi soruşturuyor. Ben sadece ifade tutanağını koyayım da buraya ara ara bakalım hep beraber midemiz kalksın.

İFADE TUTANAĞI

YUKARIDA açık kimliği ve diğer bilgileri yer alan tanık öğretmen (....) ../11/2007 tarihine rastlayan Pazartesi günü saat 11.30'da Aksu İlköğretim Okulu'ndaki müfettişliğimiz odasına itham edilen konumunda davet edilerek, davet edilmesine esas konu kendisine anlatılıp, bu konuda açıklamalarının istenileceği ve açıklama yapmasına engel bir durumun olup olmadığı, açıklama yapmak isteyip istemediği sorulduğunda, açıklama yapmasına engel bir durumu olmadığını ve özgür iradesi ile açıklama yapmak istediğini belirtmesi üzerine; iddialar/konular ile ilgili olarak Okul Müdürü Mehmet Karakaş hakkında aşağıdaki iddialar ileriye sürülmektedir.

1- Allah'a inanmadığı, Ermeni olduğu
2- Bayrağa saygısı olmadığı
3- Öğle yemeklerinde ayrana rakı koyup içtiği
4- Öğretmen Sevil Ünlü'ye sarkıntılık ettiği ve tacizde bulunduğu
5- Bazı öğretmenleri okuldan attıracağını söylediği ileri sürülmektedir.

Bu konulardaki ifadenizi aşağıya maddeler halinde yazmanızı, varsa belgelerinizi ifadenize eklemenizi rica ederiz.

Nedim Düztepe Mehmet Çağlar İlköğr. Müfettişi İlköğr. Müfettişi

Cathrene Tremmell'a da "ayranınıza rakı katıyor musunuz?" diye sormuşlar soruşturmada.

19 Ağustos 2008 Salı

Ülkeden ayrılma nedenleri #2

Metin Şahin - Tekel bayi sahibi

"Ankara Keçiören’de gece saat 01.00’e kadar içki satma ruhsatı olan tekel bayisine akşam saatlerinde ellerinde çivili sopalarla gelen iki sivil görevli, işyeri sahibini dövdü."

Haberde anlatılanlar doğruysa yazıklar olsun. Ülkeden ayrılma nedenleri serisi resmi olarak başlamıştır.

12 Ağustos 2008 Salı

Ülkeden ayrılma nedenleri #1

Radikal'ın 22 haziran tarihli haberinden bir fotoğraf yukarıdaki. Sadece 1.5 ay sonrasında, filikayı denize indirme denemesinde halatın kopması sonucu -sadece "ağırlık" olarak kullanılan -19 işçiden 3'ü öldü.



"Son kontroller tankerde yapıldı. Can kurtarma sandalını denemek için bizi sala bindirdiler. Kemerlerimiz bağlandı. Bizlere bir telsiz verildi. Kapak kapatılmadan önce yapılması gerekenler anlatılıp telsizle hazır olup olmadığımız soruldu. Hazır olduğumuzu söyleyince kol indirildi. Hızla suya çarptık. Düşünce arkadan su girdi. Cam patlamıştı. Sular yükseldi. Kemerlerimizi çözmeye başladık. Panikle kurtulmaya çalıştık. Bu sırada bazı arkadaşlarımız havasızlıktan ve su yutarak boğuldu."

Bu sözler yukarıdaki kazadan(ne kazası yaa,ne kazası) canlı kurtulma şansına sahip Onur Daryol isimli işçiye ait. Nasıl bir psikolojiyle çalışıyorlar,çalışırken neler hissediyorlar anlayabilmek gerçekten mümkün değil. Eşleri çocukları yakınları savaşa yolluyor gibi uğurluyor olmalılar durum böyleyken.

Öldürülenlerin yaşı 19, 25 ,ve 36. 1985'ten beri hayatını kaybeden(hayatı çalınan) 104 işçi oldu.

Hazırlanan yönetmeliğin de, kurulan komisyonun da ...
Bu kadar mı ucuz ve değersiz bu insanlar size göre?