Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2009 Perşembe

Elano




Elano transferi eşeğin kulağına su kaçırmaktır arkadaş, daha neler. Orta sahası defansif olarak biraz daha sert bir takım yaratmak adına, Arda-Topal-Linderoth'lu orta üçlü kurulursa Elano-Baros-Keita'lı forvet hattı oluşturulursa dışarıda kalan adam kim oluyor? Galatasaray'a gelmiş belki de en kariyerli oyuncu, Avustralya futbol tarihinin en iyi oyuncusu Harry Kewell oluyor. Rotasyondu sakatlıktı, yorgunluktu mutlaka olacaktır ama durum bu.



Bu kadar sevilen bir yönetici olmadı heralde son yıllarda. A. Albayrak da böyleydi ama icraat yoktu. Bugün seçim olsa, Başkanlık seçimini taraftar yapsa %99 oy alır heralde. Ama Adnan Polat, Haldun'u serbest oynatıyor. Riijkaard da bıraksın 4-3-3'ü taktiği maktiği öndeki Linderoth'u kessin Kewell'i biryerlere sıkıştırsın herkeşi de serbest oynatsın.

Yarın imza töreninde Elano'ya mor formayı giydireceklerdir gibime geliyor. Alın size transfer diye. Camianın eski futbolcularının formayı yeni transfere verme olayı da başlatılmıştı, bu da uzun yıllar süren bir gelenek haline gelir umarım.

5 Haziran 2009 Cuma

Rijkaard

Futbolcular için henüz söyleyemeyiz ama 3-5 tanesi dışında istediğin hocayı getirebileceğin bir futbol ülkesidir artık Türkiye. O 3-5 tane de işte Wenger ile Ferguson. Bak 2'ymiş hatta. Anasayfalarında Polonya Liginde Domestic clash Legia Varsow.. falan gibi haber varken o gece kavgalı GS-FB maçı o UEFA'ya kıyısından haber olamamıştı ama işte nasıl olursa olsun büyük transfer yukarıdaki haberi koydurtuyor UEFA'ya.

Yarın alakasız ülkelerde bile cümle içinde geçecek futbolla ilgilenenlerin sohbetlerinde. "Olum Rijkaard Galatasaray'a gitmiş."

Adamı getirebilmek de marifet ama kıymet bilmek daha büyük marifet. Futbolculuğunu bilen GS oyuncuları en gencinden yaşlısına Türk'ünden en yabancısına "Olum Rijkaard geldi" diye gaza gelmiştir. Eşek değillerse gelirler yani.

Ulan ben yönetici olsam her sene bir tane hoca getiricem diye 40 kapı gezip 80 takla atmaya üşenirim, gocunurum sırf bu yüzden zırt pırt hoca kovmam. Hele sağlamını getirirsem hayatta kovmam.

23 Mart 2009 Pazartesi

Kriz yönetememe

Yazık, ayıp. İşkence değil mi bu adama. Ayrıca takıma da yazık. Otorite sağlayacam diye daha ilk aydan bu kadar tribin lüzumu var mı? Türk teknik direktörlere şans verilsin onlar da başarılı olur diyorlar ya. Verilmesin arkadaş, bu kadar yüksek egolu herifler başarılı olacak diye ödüm kopuyor. 2 düzgün sonuçta bir havalar...Örnek aldıkları adam ulusal takımın başında tabi bu adamlar da böyle örnek alırlar. Allah, kaldıramayacak adama fazladan güç,yetki vermesin.

Sezon sonuna kadar böyle olsun bu görüntü. Sonra bu adam Almanya'ya gitsin. Ondan sonra vay efendim arkamızdan niye sallıyor? Valla az bile sallıyorlar.

20 Mart 2009 Cuma

İhale Lincoln'e

Bülent Korkmaz bence yanlış tercihlerle başladığı maçı çok güzel izledi ve de çok güzel verdi kendi elleriyle. Yukarıdaki fotoğraflarla neşe içinde post yazacak, gazete okuyacak, eşini dostunu arayacak insanlar yerini mutsuz, kırgın, internete veya dış dünyaya bir süre küskün sürüyle insanlara bıraktı doğal olarak.

Neden sürekli Lincoln konuşuluyor anlamıyorum. İstediği kadar kötü oynasın, 2-0'ı tutamayan Lincoln müydü? Fizik gücü -biraz da haliyle- 2. yarı yerlere düşmüş takımda oyuna girenlerin yaş ortalaması 33-34 civarıdır heralde. "Asker arkadaşlığı, devre"likle yürümüyor bu işler.Tecrübesiz Semih daha sonra yer bulacakmış ama Serkan oynadı. 2-2 olmuşken en yaratıcı oyuncu Kewell'ın hala rakip kaleye en uzak adam olması. Hele yorgunluktan ağlamak üzere olan Arda sahadayken. Bütün iyi niyetiyle oynadı Arda, ama "artık başka yerden hücum yapalım topu bir süre bana atmayın"gibi hissediyordu.

Sorunları vardı biraz çıkıntıydı ya, ihale Lincoln'e kaldı. Daha detaylı yazar başka insanlar layıkıyla ama ben bu postu kendime not düşmek için koyuyorum.

Adam harcamak da, kollamak da, olayları örtbas etmek de çok kolay bu ülkede. Allah kimseye durduk yere ihale bırakmasın.

13 Mart 2009 Cuma

Kewell'ın Galatasaray'ı

Bu tip yolculuklar, serüvenler böyle küçük hikayeler, dip notlar, yıllar sonra anlatılacak detaylar içerir. Filmin senaryosu doğruysa final sahnesi Kadıköy'de olmalıdır. Kewell birkaç ay önceki demecindeki "Tekrardan Avrupa'ya dönmek istiyorum" planını kısa sürede gerçekleştirmezse 30'undan sonra alakasız bir ülkede bayrak adam olur ve evet film biraz daha senaryoya uygun devam ederse bu takım artık "Kewell'ın Galatasaray'ı" diye anılmaya başlar, yıllar sonra yapılan futbol anıları sohbetlerinde böyle hatırlanır.


Stoper oynaması falan bir kenara yaşanan olayı aşağıdaki karede Macar hakeme anlatma yöntemi mükemmel. Hakemi tartaklamaya varan itirazlar varken bu adamın itirazında bile analitik yaklaşım var.

19 Şubat 2009 Perşembe

Lob Shot Sabri

Maç çok uyuzdu. Özelliklen 2. devre. Chamakh'ın güzel kafası, Kewell'ın 3 metreden kaçırdığı gol, yukarıdaki pozisyon(ki bence penaltı) bir de hiçbirşeye değişemeyeceğim Sabri'nin aşırtma vuruşu. Hepsi bu kadar. Her zaman 30-35'ten füze göndermeye çalışan Sabri yayda olunca yerini yadırgadı error verdi çizgideki kaleciyi aşırtma vuruşla geçmek istedi. Allah da Sarbi'yi güldürsün. Her zamanki vuruşlarının sertliğinde ve isabetli olması yeterliydi gol için ama olmadı. Bence Baros çıkınca forvet olarak Sabri girmeliydi direkmanj. Hızlı oyuncu ne az bulunuyor artık.

Kendi sahanda 0-0 avantaj bence. Yani tabi ben bu takımla deplasmanda da kafa kafaya oynayabilirim diyorsan avantaj. Bir gole karşılık 2 tane atmaları lazım. Ayrıca erken atarsan golü moral bozukluğu kondisyonu düşürünce devamı da gelebiliyor.

Ayrıca ilk maçta kendi sahanda gollü beraberlik durumunda bile 2. maçı uzatmaya götürebilirsen attığın golün daha kıymetli olduğu fazladan bir 30 dakika oynama şansın var. Şurada anlatmaya çalışmışım zamanında.

1 Şubat 2009 Pazar

Nonda'nın golünü gören oldu mu?



Nonda dün çok güzel bir gol attı. Pilot kameradan öyle geldi bize. E ya tekrar görüntüleri? Bir tane kale içi kameradan bir tane diğer kale arkası zoom kameradan alakasız 2 görüş açısı. Nerde Kale arkası kamerası nerde bütün golü yakayabilen zoom. Adamın golü güme gitti. Dijital yayın nedir bilmiyorlar, haftada 5 maç yayınlamayı marifet ve cömertlik olarak görüyorlar ama maç özetinin en iyi yakalanması gereken anını yakalamıyorlar. Yurtlar turnuvasında 15 kişinin izlediği maçta takımın attığı golü bir tane el kamerasıyla daha iyi yakalayan arkadaşa selam olsun. Sana selam olmasın yayıncı kuruluş.

Ayrıca en al da at dercesine atılan pasta topu kaleye itekleyip tek başına gol sevinci yaşamaya giden forvetler ortalarda dolanırken, cezasahası dışından sert plaseyle köşeyi bulan golü attıktan sonra, hiç de asist olmayan pasa rağmen Sabri'yi göstererek gol sevincini onla paylaşan Nonda'ya da selam olsun.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Ankara Deplasman Turnesi

22 kasım Ankaraspor 0 - 0 Galatasaray
30 kasım Galatasaray 3 - 1 Hacettepe
7 Aralık Ankaragücü 0 - 3 Galatasaray
12 Aralık Gençlerbirliği 1 - 3 Galatasaray

Nasıl fikstür la bu? Hacettepe'yi de deplasman yazsaymışsınız NBA'daki gibi "Galatasaray 4 maçlık Ankara deplasman turnesine çıktı" falan diye konuşurduk özenti gibi. Aslında fena fikir değil. Her takım Ankara'ya bir kez gelsin, fikstür rahatlar. Galatasaray gibi 20 günde değil de, 15 güne sıkıştırılsın 4 maç. Ne o öyle kural mı var bir iç sahada bir deplasmanda diye. Hem bu seneki performanslarıyla 4'ünden 3'ü en kolay depkasmanlar. Ankaralılar kendilerini toparlayamazlarsa, millet 3er 5er puan toplar.

Ohh Ankara otellerine yarar. Stadın oradaki ismi okunmayan otelde mi kalıyorlar acaba ki? Ankara otelcilik sektörü adına...Bu ismi okunmayan otelin de bu kadar yalandan bir fotoğrafı olabilir. Gören de Ankara süper biryer sanacak. Yalnız İstanbul'daki versiyonu Ortaköy'de, asıl o manzaralı. Fiyatlara da baktım 2 katı neredeyse doğal olarak.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Morgan de Sanctis - Richard Coyle









Tamam en çok benzedikleri fotoğraflarını bulamadım ama ne zamandır söyliyecem maçı izlerken kısmetmiş bence çok benziyorlar. Tabi bulamam bir tanesi sürekli gülüyor diğeri kaleci...

Not: De sanctis kapattığı köşeden yemez Pantelic efendi öyle Odtü elektronik 1. sınıf saç tipiyle olmaz. Lincoln bomblalıyor. Drobny nereye kadar bakalım? Hakan'ın ortaları rakibin götüne başına çarpmak zorunda bir de. Üzerine gitmeyeyim ama kötü bek özelliğidir bu. Bir de, Sabri allasen şut çekme sen,pliizz.
.........
Not 2: Lincoln kaptan çıkmış sahaya, adamı kazanıp Hagi'nin 1 alt seviyesi yaratmak için süper bir fırsat sunulmuş durumda. Hadi bakalım hayırlısı. Adam altı üstü denk geldi top sektirdi, kaleciyi geçip, eğilip yerdeki topa kafayla vurmadı ya , alla alla?

8 Kasım 2008 Cumartesi

26 Mart 2000 ve Derbi


Galatasaray o maça çok bariz favori olarak çıkmıştı. Çok da feci ezmişti Fenerbahçeyi. Aşağıda kadrolara bakınca görülüyor zaten GS'nin ne kadar oturmuş bir kadroya sahip olduğu. Zaten bu maçtan 50 gün sonra UEFA Kupası gelmişti. Samuel Johnson uyduruk çarparak giren bir frikik ile atmıştı golü. O zaman öğrenmiştim ki futbolun içinde kazara yenilen goller, tutmayan hesaplar, en az gerçek hayattaki kadar mevcut.



Yıl 2000 falan sanki yeniymiş gibi. 8.5 sene geçmiş. Komik komik isimler var aşağıda. En komiği Münir Takpak, görünce nasıl hatırlıyor insan? Suleyman Oulare, Preko. Serkan Gürsoy kimdi? Gençti sanki, harcanıp gitmiş demekki. Gökhan Bozkaya?
Ömer Karabacak, Tufan Apaydın? Diyorum ya kadro olarak eziyor Galatasaray o dönem.


TARİH: 26 Mart 2000
STAD: Ali Sami Yen
HAKEMLER: Erol Ersoy (**), Münir Takpak (**), Birol Budan (**)
GALATASARAY: Claudio Andre Taffarel (**), Bülent Korkmaz (**), Carlos Alberto De Oliveria Capone (***), Ergün Penbe (***), Okan Buruk (**), Emre Belözoğlu (***), Ali Rıza Sergen Yalçın (**) (Dk.46 Ahmet) (**), Suat Kaya (***), Gheorghe Hagi (**), Arif Erdem (**) (Dk.79 Mandingo Dos Santos Marcio) (*), Hakan Şükür (**)
YEDEKLER: Kerem İnan, Emrah Eren, Fatih Akyel, Hasan Gökhan Şaş, Hakan Ünsal
FENERBAHÇE: Rüştü Reçber (Kaptan) (****), Mustafa Doğan (**), Ogün Temizkanoğlu (***), Fehmi Alpay Özalan (****), Serkan Özsoy (***), Samuel Johnson (***), John Leshiba Mosheou (**), Metin Diyadin (**) (Dk.85 Saffet Akbaş), Tayfun Korkut (**), Süleyman Oulare (**) (Dk.89 Gökhan Bozkaya), Yaw Preko (**)
YEDEKLER: Engin İpekoğlu, Mehmet Ayaz, Tufan Apaydın, Uche Alozia Okechukwu, Ömer Karabacak
TEKNİK DİREKTÖR: Turhan Sofuoğlu
GOLLER: (Dk.81) Samuel Johnson (sağ ayak, frikik)
SARI KARTLAR: (Dk.44) Samuel Johnson, (Dk.62) Fehmi Alpay Özalan, (Dk.70) Metin Diyadin, (Dk.78) Rüştü Reçber (Fenerbahçe) ; (Dk.53) Arif Erdem, (Dk.66) Okan Buruk (Galatasaray)

Galatasaray uzun zaman sonra Kadıköy'e favori gibi çıkıyor, ama olmuyor işte bu işin tahmini. Dakika 85'te Maldonado atar Fenerbahçe kazanır, kimse de birşey diyemez, sonuçta maç bu, hem de derbi, dünyanın en büyük derbisi triplerine girmeden, bağlanmamız,sahip çıkmamız ama küçümsememiz gereken bir olay. Dünyanın hangi derbisine kaç yabancı gazeteci gelmiş ile ölçülmüyor işte bu olay bence. Yaşayanların duygu yoğunluğu da karşılaştırılabilir değil ya, napalım, herkez kendi derbisinin tadını çıkarsın işte.

7 Kasım 2008 Cuma

Benfica 0 - 2 Galatasaray

Önceki gece özellikle ilk yarı son derece mahkum oynayan Fenerbahçe'den sonra dünkü Galatasaray derbi de ağır mı basıyor ne? Tabiki atmosferi farklı bir maç olacak ve FB Kadıköy'de olacak ama Galatasaray kağıt üzerinde oldukça zorlu görünen bir deplasmandan son derece ne yaptığını bilir bir şekilde oynayarak 3 puanla ayrıldı.

6 defans, 4 forvetlik iki ayrı takım gibi oynayarak çıkılmaz o deplasmandan demiştim, dün gol atacakları da belliydi, gol attıktan sonra skoru koruyabilecekleri de. İstedikleri zaman hücum yaptılar istedikleri zaman rölantidelerdi. Oyunun kontrolü sürekli Galatasarayda'ydı ve bir yerden sonrada Benfica'yı uyuttular. Skibbe de demekki farklı oyun şablonları uygulayabilen biriymiş. Ya da takım çok iyi motive olmuş deyip kaçızlasak mı?

4 Kasım 2008 Salı

Estadio de Luz ve Benfica Vs. Galatasaray





Ne kadar güzel bir stadyumsun sen.

1991'de Dünya Gençler Şampiyonası finalinde Carlos Queiros yönetimindeki Jorge Costa, Rui Costa, Joao Pinto ve Figo'lu Portekiz, Elber'li Roberto Carlos'lu Brezilya'yı penaltılarda yenip şampiyon olmuştu. O maç Estadio de Luz'da tam 127000 kişi izlemiş, sonradan küçültmeye gitmişler, Uefa kriteri falan filan işte.

Perşembe TRT maçı veriyor. Bir de Yalçın Çetin anlatsın maçı, oohh. Avrupa kupası maçları da milli maçlar gibi "sadece şifreli kanal veremez" kuralıyla yayınlansa ya.

Galatasaray 19 Ekim'den 2 Kasım'a kadar 13 günde 5 maç oynadı. Kadro genel olarak aynıydı. İçerde kazandı dışarıda kazanamadı bu maçlarda. Böyle bir yorgunlukla çıkacak maça. Aslında bahane olmayacak bir durum ama, konu defansta 6 kişi, forvette 4 kişilik 2 ayrı takım gibi oynayan Galatasaray olunca durum vahim gibi görünüyor.

6 kişi sanki mahalle maçındaki yaşça ufaklar, diğer 4'ü bunlara "siz defansta kalın biz gol atarız" demiş gibi oynuyor Galatasaray. Benfica deplasmanı zaten böyle bir oyun yapısını kaldırmaz da, fizik gücü düşmüş 4 forvet olunca "ulan bakarsın maçın başında 2 tane sallarız sonra da çıkaramaz bunlar" gibi bir ihtimal de iyice azalıyor. Ama kadro o kadar

Ayrıca Galatasaray 6 Kasım'daki Benfica maçıyla beraber 3 Aralık'a kadarki 27 günde 8 maç yapacak. Bunlar arasında Kadıköy, içerde Kayseri(kupa), dışarda Ankaraspor, içerde Metalist, dışarıda Hertha Berlin gibi zor maçlar var.

Kadro olarak Benfica ile Galatasaray bence birbirine benziyor isimlerin kariyerlerine bakınca en azından. Aimar ile Lincoln, Suazo ile Baros, Reyes ile Kewell,(dünyanın en iyi 10 takımında oynarken mecburen alt seviyelere düşmek zorunda kalmış oyuncular, Reyes biraz da Baros, dışında hepsi 30 veya civarı ve belki 1 kez daha kontrat imzalayacaklar futbol hayatlarında) Cardozo ile Arda (oyun stili bakımından).

Ama en çok benzerlik Hakan Sükür hala oynuyor olsa olurdu. Hakan Şükür - Nuno Gomes

3 Kasım 2008 Pazartesi

Elvan Abeylegesse





Güzel bir görüntüydü. Kimin aklına geldiyse aklın sağlık.

24 Ekim 2008 Cuma

Galatasaray 1 - 0 Olympiakos







Harry Kewell'a helal olsun, bu adam yatmaya gelmemiş, biz böyle düşünmek durumundayız ama napalım? Yatmaya gelmemişse iyi. Baros da öyle, Brroo ve tebrikler. Lincoln'de geçen seneye kıyasla nur nimet ama no look pass olayını abartmasın bir zahmet. Bi de kusurabakmasın güzel de yapamıyor. Sola pası atıyor ondan sonra sağa çeviriyor kafayı.

Galatasaray sonuçta kritik bir galibiyet aldı, hem de farkı kaçırarak. Skibbe'nin takımı daha iyi tanımaya başladığını taktik anlamda becerikli hale geldiğini düşünmüyorum. Bu takım bu istekle bu seviyelerde(gruptan çıkar anlamında) kendisini ve hocasını kurtarır. Sonra biraz heyecan gelsin elemeler başlasın.

Ayrıca Hertha ve Benfica'nın berabere kalması da ayrı bir güzel oldu gibi.

26 Ağustos 2008 Salı

Transferler #5: Milan Baros Galatasaray'da

Fernando Meira, Harry Kewell, De Sanctis şimdi de Milan Baros. Linderoth, Lincoln ve Nonda etti mi sana 7. Gelmeden önce ismini duymadığımız ya da oynarken görmediğimiz bir tane isim var mı? Artık oynamıyorum ama CM'de bile aynı sezonda apabilirsen bu transferleri "vay be helal olsun bana" dersin. Galatasaray'da 2 Adnan ve kim olduğun fazla bilmediğim Haldun Üstünel artık üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmıştır. Türkiye'den bir takım bundan daha iyi transfer sezonu geçiremez. Hele bir de sağbek sorunu için Seitaridis lafları geçiyordu, o da olursa çok abartı artık. Eleştirilecek tek yönleri forvet transferini ilk Steaua maçından önce yapıp sezonun ilk ama belki de en önemli maçına tam kadro çıkmayı sağlayamamalarıdır. Kurada devlerden sıyrılıp, moraller yüksek bir şekilde maça hazırlanmış olması gereken galatasaray CL'ye kalamazsa çok büyük kayıp olur. Ben bir şekilde 0-1 veya 1-2 lik bir galibiyetle yine de kapağı CL'ye atabileceklerini düşünüyorum.



De Sanctis - Hakan Balta - Meira - Servet - Sağbek - Arda - Mehmet Topal - Ayhan - Kewell - Lincoln - Baros gibi bir 11 görünüyor. Aslında karnı çok zayıf, mücadele gücü düşük bir 11 bu. Çok berabere kalmayacak, kolay maçları rahat kazanacak,ama yoğun tempoda sıkışık fikstürde kolay fire verebilecek bir takım. Dışarıda kalan Ümit Karan, Nonda ve Linderoth'u sayalım şimdilik sadece. Dışarıda kaldı diye sorun çıkartabilecekler bunlar aslında. Ama kimi keseceksin işte, Türkiye burası transfer yap mutlaka oynat, golcü al mutlaka oynat. Lincoln formunu arttırırsa (allah için insan utanır da oynar biraz be) ve Kewell bekleneni verirse Arda ara transferde ya da seneye gider Avrupa'ya, gitsin de. Bentley halefi olaraktan Blackburn ya da Everton çok güzel olur Arda'ya.

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Hayat Akıyor

3 günlük bir tatil, her türlü yordu ama çok güzeldi. Dönüş zaten psikoloji bozuyor bir de şartlar da zor olunca iyice sinir oluyorsunuz İstanbul dışındaki şehirlere, özellikle 550 km uzaktakilere. İstanbul sevgisi gitgide koparıyor insanı buradan. İyi de ediyor. Tatil postu sonra olsun ama Burgaz'a aşık olduk.

Ben sabitken hayat akıyor tabiki.

İnternette olmayınca, e tabi keyifler yerinde olunca da internet olmaması sorun yaratmayınca, insanın gazete okuyası bile gelmeyince biraz kopmuşuz dünyadan. Hasan Doğan ayrılmış buralardan, sen o kadar maç heyecanına dayan sonra otelde en rahat zamanda... hayat kötü sürprizlerle de dolu.

Ergenekon'un ucunu kaçırdım zaten, mümkün değil yakalayamam çok da yakalamak gibi bir derdim yok aslında.

Harry Kewell Galatasaray'a imza atmış. Bir önceki post'un devamı olsun yine. Noluyoruz Lan? #2. Son bir kaç seneyi üst düzeyde geçiremese de çok büyük yetenekleri ve tecrübesi olan bir oyuncu. Gerçekten dediği gibi "wants a new challenge" ise ve yatmaya gelmediyse çok iyi transfer. Lincoln de yattığı sezondan sonra dur lan biraz oynayım derse GS çok heyecanlı olacak. Linderoth - Topal - Kewell - Lincoln - Arda 5lisi ve önlerinde Ümit Karan CL'de bile çok başarılı olabilir sezonun genelinde formda olurlarsa.