19 Haziran 2009 Cuma

87 yaşındaymış, 1.96 boyundaymış



Şaşırdım valla. 87 yaşındaymış. Bu adam, daha 4 sene önce Star Wars idi, LOTR idi dövüşüp durmuyor muydu arkadaş. E tabi 50 sene önceki Dracula'da bile 18'lik delikanlı olmadığı barizdi ama insan 1922 görünce şaşırıyor.
Bir de boyu 196 imiş
. Çekmiştir biraz gerçi ama buna da çok şaşırdım. Bu yaşa geldim, ünlü adam, TVye çıkan adam uzun çıkınca şaşırıyorum valla ben.

17 Haziran 2009 Çarşamba

Breaking Bad


Kaliteli senaryo, komple süper oyunculuk. Lost baydı, Prison Break (Dün Star'da gördüm "Büyük Kaçış" olarak) bitti. Diğerleri gözden mi düştü artık bilemiyorum ama en güzeli sanki. Dizi budur.


Oyuncu da budur. Bryan Cranston. Seinfeld, Malcolm üstüne "How I Met Your Mother" dan sen Walter White diye bir karakter çıksın.

11 Haziran 2009 Perşembe

We had to walk to Wembley

Detaylarını bilmiyorum ama Londra'da Metro Çalışanları Grevi varmış sanırsam. Wembley'e ulaşım zor, tribünlerde yer yer boşluklar. Şartlar aynı değil tabi ama yukarıdaki de tepki, aşağıdaki de. Türlü türlü insan var diyorum inanmıyorsunuz.

Sonradan kırmızı kalemle "TAA"yı ekleyen arkadaşa da samimiyetinden dolayı selamlar olsun.

5 Haziran 2009 Cuma

Rijkaard

Futbolcular için henüz söyleyemeyiz ama 3-5 tanesi dışında istediğin hocayı getirebileceğin bir futbol ülkesidir artık Türkiye. O 3-5 tane de işte Wenger ile Ferguson. Bak 2'ymiş hatta. Anasayfalarında Polonya Liginde Domestic clash Legia Varsow.. falan gibi haber varken o gece kavgalı GS-FB maçı o UEFA'ya kıyısından haber olamamıştı ama işte nasıl olursa olsun büyük transfer yukarıdaki haberi koydurtuyor UEFA'ya.

Yarın alakasız ülkelerde bile cümle içinde geçecek futbolla ilgilenenlerin sohbetlerinde. "Olum Rijkaard Galatasaray'a gitmiş."

Adamı getirebilmek de marifet ama kıymet bilmek daha büyük marifet. Futbolculuğunu bilen GS oyuncuları en gencinden yaşlısına Türk'ünden en yabancısına "Olum Rijkaard geldi" diye gaza gelmiştir. Eşek değillerse gelirler yani.

Ulan ben yönetici olsam her sene bir tane hoca getiricem diye 40 kapı gezip 80 takla atmaya üşenirim, gocunurum sırf bu yüzden zırt pırt hoca kovmam. Hele sağlamını getirirsem hayatta kovmam.

Alırdım Ben Bunu #1

Dün Toulon turnuvasına baktım da biraz. Geçen seneki aynı şey oldu. Aha bu adam iyimiş dedikçe haa Chelsea'deymiş, yok PSG'deymiş oluyorum. O adamlar keşfedilmiş artık bizim yapacağımız birşey kalmamış.

Ben de genç olmayan transfer önerileri yaparım madem. Teselli işte napalım? Genelde 3 büyükler için, taraftarın "üff bu adam kim, ya da çok iyi değil" dedikten sonra beklenmedik performansla coşku patlaması...Uçuk adamlar istemeyecez elbet. Mesela kendi takımım var da takviye yapıyorum gibi. Kısıtlı bütçe falan. Maxim Kalinichenko Spartak Moskova'dan sonra eski takımı Dnipro Dnipropetrovsk'e dönmüş bu sene. 2006 Dünya Kupasından hatırlanır. Romashenko bunca yıl ekmek yediyse Kalinichenko transferi tutar bence. 30 yaşında ve tabiki sağdaki.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Gençlerbilirlilik ve Ifaac

Şurada gördüm. Link verdim ya almaya hak kazandım sanıp alıyorum. Bir zaman sonra ararsak bulamayacağımız bir foto. Elimizin altında dursun.

20 kaleci yanyana dizdim

37 ekranda izledim ya. kaç CL finali heba oldu muhabbet ayağına. Ferguson şunu yaptığında Guardiola şu yaştaydı diye bir tane daha duyarsam kusacam. Biz toplum olarak yaşa çok takmış adamlarız. Dani Alves ve Abidal yokken böyle sonuç işte olaylarına tersten yaklaşayım, Dani Alves oynasaydı bu maçta Rooney Alves'in boşalttığı açık alanda daha etkili olurdu. Puyol isabet oldu, Rooney üzerine gitti gitti geçemedi. Ama boş muhabbetler bunlar Barcelona haketti ve kazandı. Dünkü Manu'ya Roy Keane lazımdı bir de.

Ronaldo antipatik gerçekten. Bir kulp bulmak için kafayla gol atamıyor eleştrileri ona yapılsaydı ve o yukarıdaki gibi bir gol atsaydı gol sevincinde kesin manidar hareketler yapardı. Hani atamazdım, attım işte gibi hareketler yapardı ya da Hasan Şaş Milan maçımıydı. 60 metreden gelen topu kafayla kaleye sokmuştu. O işte. Ama Messi daha iyi ve egosu tavanda gezmediği için daha olgun. Ronaldo "20 kaleci yanyana dizdim gol attım ben gol gol" diyen Ahmet Abi'nin gibi olur valla. Allahtan kayıt altında herşey. Biz yemeyiz en azından. Ama işte Messi kafayla gol attım diye anlatmaz. Benim tanıdığım Messi yapmaz öyle şey.

Playstaion cafelerde aylardır oynanan maçın gerçeği dün oynandı işte. İyi oynayanlar kazanıyor arkadaş. 2 sene daha başkası olsun, "2012'de Şampiyonlar liginde koyacağız Real Madrid'e" zamanı gelecek.

26 Mayıs 2009 Salı

Vedalar

Tugay hakettiği gibi bıraktı.
Sunderland'liler diğer taraftan kendileri için güzel haberler gelince ceplerinden çıkarmışlar kartonları. Küme düşen taraf onlar olsa "ıkışta kartonlar g.te girecek"demek lazım.


Tugay'da güzel veda etti ama Kop Hyypia'ı ziyadesiyle güzel uğurladı.




Bu da Tuncay'ın vedası.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Küme Düş

Yılların muhabbetidir abi şu takım bu maçı kesin alacak?
-La hele bir söyle neden, tüyo mu geldi biryerlerden?
-Yok abi ne tüyosu, kazanmak zorundalar.
Bu mudur yani? "Filan takımı yenecez çünkü biz daha çok inanıyoruz, abartı konsantreyiz, aşırı odaklanmış durumdayız" demeçleri verilen ortamlarda tahmincinin felsefesi de budur. Bizim buralarda biraz geçerlidir aslında, hele iç saha takımıysa büyük ihtimal kazanır kazanmak zorunda olduğu maçları. Ama Premier ligin son haftasında aşağı uçacak 2 takım olmamak için mücadele eden 4 takımın hepsi yenildi.
Sunderland 2 - 3 Chelsea
Hull 0 - 1 Man Utd
Aston Villa 1 - 0 Newcastle
West Ham 2 - 1 Middlesbrough
Aşağıdakilerden hepsi kerizliktir de hangisi daha bir kerizliktir?
a)Küme düş.
b)Bütün sezon boyuna yenilen takım, son hafta da yenil, sen küme düş.
c)Son 29 maçında sadece 2 galibiyeti bulunan takım kümede kal, sen küme düş.
d)Dünyanın en zengin 20 kulübü içindeki takım ol, küme düş.
e)Bütün sezon toplamda 28 gol at, deplasmanda 11 maç üstüste kaybet ama sonuncusuna belki kazanırız lan diye çık, onu da kaybet,rekor kır, küme düş.

"Biz kesin yeniliyoz da diğerleri de baya bildiğin yeniliyor. Neyse bitse de gitsek. Seneye de yokum zaten burda, yerimde duramıyorum valla."

Hı, hı evet. Galibiyet yemini. Anlıyorum kuzum.


"Bir gol attık kendimden geçtim kümede kalsak götü başı dağıtırım valla"

Güzel foto, güzel vücut, güzel dövme.

Güzel foto, bu nasıl vücut, sade dövme

Hayran imzası atıyor da, bir de bu performansla haftalık 140k imza atacakmış ona yanarım.

23 Mayıs 2009 Cumartesi

yatırımyatırımyatırım

Günlük dilde nadiren kullandığınız kelimeyi bir sohbette sık sık kullandığınız zaman "ne piçim kelimeymiş lan bu" dersiniz. Hele bunun farkına vardığınız zaman o kelimeyi üstüste defalarca söylediğiniz zaman kelime anlamını yitirir heceler birbirine girer. Mesela Yatırım.

Benzer şeyi şu an %100 futbolda Aziz Yıldırım'ı izlerken yaşadım. Kelimenin anlamını yitirmesi gibi Aziz Yıldırım'ın suratı da anlamını yitirdi. Bu nasıl Aziz Yıldırım dedim son 1 saat falan. Onun konuştuğunu bildiğim halde kim lan bu adam dedim ara ara.

FB'li arkadaşlarımın özellikle taraftar gruplarıyla alakalı düşünce ve endişelerinde dolayı bir diktatör olarak gördüğüm Yıldırım'ı güç bağımlılığı yüzünden sevmiyordum. Kalkavan'ın başkanlık adaylığını değerlendirdiği bölümde taraftar gruplarına gereken özgürlüğü sağlamamasından, koltuk sevdası yüzünden sevmediğim adama ikna oldum. Powerful bir insan baya bildiğin. Karakteri ağır bastı.

Taraftar grupları konusunda "Ben kimseyi gidip karakoldan almam" dedi. Birileri biraz daha stada giremeyecek heralde. Aziz Yıldırım Rıdvan'ın kucağına bombayı da bıraktı "Baliç'i sen gönderdin" dedi.

22 Mayıs 2009 Cuma

Tugay

"Türkiye'ye döner misin?" sorularına "Alakam olmaz" anlamına gelen cevabıyla ne kadar başarılı olduğunu anlattı bize. "Türkiye'de de uzaktan atıyordum ama burada havasından mıdır suyundan mı top çatala gidiyor" demişti. 30'undan sonra gitse de en başarılısı odur, ya da en karizması diyeyim. Pazar son maçı var. 232 premier lig, 59 kupa ve Avrupa maçı. Artık sağdaki yerini alma zamanıdır.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Köpekler istedi diye atlar ölmez


Bir önceki postta belirttiğim tezahürat rezilliğinin başlangıcında santrada GS'liler 3'lü çekmiş diye birşey okudum, duymadım. Öyleyse onlar da çok büyük saygısızlık etmişler. Zaten Ukrayna'lı ve Alman'dan ıslığı yedi Türk takımlarına yapılan tezahüratlar. Shaktar Gol Gol Gol, orada bir taraf tutma adına yapılıyordur ve sempatiktir derim. Biz de bu finalin hayallerini kuruyorduk biz de hayali 3'lüler çekmiştik A4'te "Şak Şak Şak Liverpool" diye.
-----------------
Çok kötü finaldi diyenleri hiç anlamıyorum, karşılaştırdıkları tek maç 2005 finali onların. Bu kadar sığ bakılabilir heralde olaya. 40 yılda bir oluyor öylesi kusura bakmayın. Shaktar'ı tutuyordum ve hakettiğini de düşünüyorum. Ön alanı Brezilyalılara emanet etmiş takım sanki hafif veteran 2 Amerikalı'nın 30'ar sayı ortalama ile oynadıkları maç başına ortalama 75 sayı atan, ama genelde de yenilen küçük basket takımı imajı verdi bana. Ama yok öyle değil, Lucescu çok büyük hoca, daha da iyi kanıtlaması için 2010 CL finalinin Türkiye'de olup onu da kazanması gerek. (Edit: Uefa kupasını GS da aldı ne var bunda diyecek mankafalar CL'yi alırsa büyük hocadır derse diye kinaye yapıyorum yoksa ta kaç zaman öncesinden BerneBau'ya verildiğini biliyorum)
------------------
Herkesin görüşüdür heralde maçın adamı Dario Srna. Euro 2008'deki süper performansına da şurada değinmişiz. Süper oynadı üstüne asisti de yaptı. Mutluluk borcumuzu da ödemiş olduk kaptana. Kupa tribünde verilmesin ayrıca hiç güzel olmuyor. Mesut Özil yokları oynadı. Hakem çok kritik kararlar olmasa da takdir haklarını genelde Shaktar'dan yana kullandı(Allaım kurduğum cümleye bak).
--------------
Shaktar formam uzun kollu ve boğazı fena sıkıyor üstüne Lucarelli Parma'yı Serie A'ya çıkardı ama yine de hediye edenin gözlerinden öpüyorum. Ondan da şu an şehirdeki atmosferi öğrenmek lazım aslında.
---------------
İlk fotoğraf Shaktar tribününden ben maç sırasında görmedim. Yakmışlar ortalığı. Showtv maç santrada bağlanacak diye tırsıyordum ama maç öncesi yayını yaptılar baya helal olsun dedik son düdük çalar çalmaz reklama bağladılar dakikalarca. Kupa törenini de banttan verdiler. Helal olsun falan değil o reklam paraları zehir zıkkım olsun yani. "Yaratıcı kombinezon" ne lan?
---------------
2005 ile karşılaştıracaksak Taksim'de Liverpool'lulara tek başına 6000 bira sattığını söyleyen Taksim'li tekel bayisine göre Kadıköy karaları bağlamıştır. Hem kalabalığın hem de organizasyon'un izin vermemesi nedeniyle.
---------------
Solundaki boş koltukta RTE yazan çocuk gibi sıkılan, huzursuz Platini'ye(sağındaki boş koltuk kimindi okuyamadım), Ukrayna'lılara Rus diyen futbol yorumcularımıza ama en çok da 2 takımı da şampiyon yaptığı halde 2 seneden fazla kalmasına izin verilmeyen 5 senedir başında olduğu, istese Ahmedov'un baya bir parasını harcayabileceği ama heralde bizimkilere göre bütçesi düşük takımı UEFA şampiyonu yapan Mircea Lucescu'ya selam olsun. Hangi şartlarda ne için söylemişti tam hatırlamıyorum ama Laf döndü dolaştı kendisine geldi. "Köpekler istedi diye Atlar ölmez".(aha yine Umut Sarıkaya dalga konusu oldum: Başlığı aynı zamanda son cümlesi olan yazı)

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Üffff

Biletleri neyseki bitirmişiz dedim ama derken bile inşallah olmaz diyordum. Oldu. Önce göze çarpan FB formaları, sonra gençlik marşı. Bu kadarıyla da utandım ben amaasıl bomba "her zaman her yerde en büyük fener". Hiçbir analiz olmasa bile orada olan taraflılara ayıptır bu. Utandım yani, maçı izlerken. Rol çalmasak olmaz mı yani?

Tek Maça Deplase

52.000 kişilik kapasiteyi 44.000'e düşürdü UEFA. 7000 Ukrayna'lı, 5.000 Alman olması bekleniyormuş. Neyseki geriye kalan biletleri bitirmişiz.

2005'te iki tarafın taraftarları da İstanbul'u istila etmişti ne güzel. Özellikle İngilizler. Bu sefer o kadar olmayacak gibi. E sonuçta Kupa 2. Ama ingilizler ailecek deplasmana gitme işini en iyi yapanlar gibime geliyor. Man City olsaydı daha iyiydi demeye getiriyorum. Aman neyse biz de Lucarelli formasını giyip gidemedik zaten.

Aşağıdaki de geçen hafta sonu Sakarya, Ankara'yı kendi çaplarında dolduran cefakar KSK'lıların fotoğrafı. Göremedim ben ama cumartesi akşamı Ankaragüçlülerle Sakarya'yı çok güzel yapmışlar.


18 Mayıs 2009 Pazartesi

WBA 0 - 2 Liverpool



Nedense WBA'e saempatim var. Reklamsız forma mı, Kevin Phillips çıkardı onları geçen sene ondan mı bilmiyorum ama düşmelerini istemiyordum. Ama düştüler. Bu haftaki sonuçlarla WBA Liverpool'u yenseydi azımsanmayacak bir şansları olacaktı kümede kalmak için. Liverpool kazanmasa ne vardı sanki? Şampiyonluğu resmi olarak kaybetmiş Liverpool'a karşı maça da çok iyi başladılar, üstüste pozisyonlar buldular. Üstüne bir de yukarıdaki adam stoper Martis Gerrard'a asisti yapınca geri düştüler. İyi giden maçta rakibe topu kaptır, karşı karşıya bırak böyle utanırsın işte suratını kapatırsın. Saldırmaya maç boyu devam ettiler ama bir türlü içeri ittiremediler. Aslında bu maç sezonlarının özeti. Savunmada sürekli bariz hatalar yap, üstüne tonajla atak ya ama içeri bir türlü sokama o topu. Yine öyle oldu.

Birbirleriyle kapışan takım arkadaşları ikililerine Carragher-Arbeloa'yı da yazın. WBA ailecek yüklenirken Arbeloa efendi sürekli orta sahada kalıyor, en son kontraatak bile değil 4'e yakalandıkları bir pozisyonda Carragher Arbeloa'nın ifadesini alıyor. Aslında tam da alamıyor. Kaçan şampiyonlupun stresi var üzerinde biraz heralde. Araya Alonso giriyor, Agger giriyor en son hakem giriyor da öyle duruyorlar.
Ülke İngiltere olunca, WBA'liler küme düşen takımı 26000 kişi nasıl da alkışlıyorlar ayağına girmeyecem ama Middlesbrough taraftarları nasıl beceriyorlar stadı dolduramamayı, onu merak ediyorum.